İÇİNDEKİLER
ÇOCUĞUN BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİMİ
-PIAGET-
Bireyin çevresindeki dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyetlerin gelişimine bilişsel gelişim adı verilmektedir. Bilişsel gelişim; bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevreyi ve dünyayı anlaması ile düşünme yollarının daha karmaşık ve etkili hale gelme sürecidir. Piaget, gelişim dönemlerini dörde ayırmıştır. Piaget’e göre tüm çocukların bu gelişim aşamalarından sırasıyla geçmesi gerekmektedir. Çocuklar bir gelişim dönemini atlayarak diğerine geçemezler; ancak gelişim dönemlerine başlama ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir.
Duyusal-Motor Dönemi (0–2 Yaş)
Bebek, bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullandığından bu döneme duyusal-motor adı verilmektedir. Bütün bebekler doğuştan refleksif davranışlara sahiptir. Yeni doğan bebeğin dudaklarınıza dokunduğunuzda emmeye başlar; parmağınızı avucuna koyduğunuzda tutar. Bu refleksler, çocuğun ilk bilişsel şemalarını oluşturur. Başlangıçta kendisini diğer nesnelerden ayıramayan bebek, bu ilk şemaları (emme, tutma, yakalama vb.) aracılığıyla kendi vücudunu keşfetmeye çalışır; daha sonra diğer nesnelerle etkinliklere başlar. Çıngırak, fincan vb. nesneleri tutar, ağzına götürür, vurur; onları, kendisinde var olan şemalarla deneyerek keşfeder.
Örneğin, yeni doğan bir bebeğe mama şişesini ters olarak verdiğinizde de emmeye çalışır; oysa bir ya da iki ay sonra biberonun hangi tarafından emileceğini öğrenir. Bebeğin, çevresiyle etkileşimleri sonucu edindiği yaşantılarla oluşturduğu yeni bilişsel yapılar, refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara doğru ilerlemesini sağlar. Artık bebek, kendisine ilginç gelen bazı davranışları sadece tekrar etmez; aynı zamanda bazı basit problemleri çözmeye de çalışır.
Örneğin, beş aylık bebek, gözünün önündeki top battaniyenin altına saklandığında onu aramaktan vazgeçer; oysa sekiz aylık bebek onu aramaya devam eder. Çünkü bebek, nesne gözünün önünden kaldırıldığında yok olmadığını öğrenir (nesne sürekliliği).
İşlem Öncesi Dönem (2–7 Yaş)
İşlem öncesi dönem ikiye ayrılır:
- Sembolik (kavram öncesi) dönem (2–4 yaş)
- Sezgisel dönem (4–7 yaş)
1. Sembolik Dönem (2–4 yaş)
Bu dönemde çocukların dili çok hızlı gelişir; ancak geliştirdikleri kavramlar ve kullandıkları sembollerin anlamları, çoğu kez kendilerine özgüdür ve gerçeği tam yansıtmayabilir. 2–4 yaşlarında çocuk, gözünün önünde bulunmayan ya da hiç mevcut olmayan nesne, olay, kişi veya varlığı temsil eden semboller geliştirmeye başlar. Örneğin bir çubuğu at, cetveli tabanca gibi kullanabilir. Bu yaşta sembolik oyun sıkça gözlenir; sembolik oyunlar aracılığıyla çocuklar çatışmalarını ifade eder ve denge sağlarlar.
Bu dönemdeki çocuklar benmerkezcidir; kendilerini başkalarının yerine koyamaz, dünyayı başkalarının açısından göremezler. Objeleri yalnızca tek bir özelliklerine göre sınıflandırabilirler (ör. sadece renge veya sadece biçime göre). Birden fazla özelliği aynı anda dikkate alamazlar. Tek yönlü düşünürler.
2. Sezgisel Dönem (4–7 yaş)
Çocuklar bu dönemde, mantık kurallarına uygun düşünme yerine sezgilerine dayalı olarak düşünür; problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. Nesnelerin dikkat çekici özelliklerine odaklanıp diğer özellikleri gözden kaçırırlar. Korunum ilkesinin kazanılamamasında bu özellik etkilidir.
Örneğin, eşit miktarda dolu olan iki süt bardağından birini ince uzun bir bardağa, diğerini geniş bir bardağa çocuğun gözünün önünde boşaltalım. İnce uzun bardaktaki süt daha yüksek göründüğünden, çocuk o bardaktaki sütün daha fazla olduğunu söyleyecektir. İki eşit miktardaki çikolata kalıbından birini parçalara ayırdığımızda, çocuk gördüğü parça sayısına bakarak o kalıbı daha çok sanabilir. Ayrıca bu yaşlarda çocuklar, dilin kurallarıyla ve sözcüklerle oynayarak komik ifadeler üretmekten hoşlanırlar.
Somut İşlem Dönemi (7–11 Yaş)
İlkokul yıllarındaki çocuklar, bilişsel yeterlilik açısından hızlı bir değişim gösterir. Bu dönemde çocukların düşünmesi, okul öncesi döneme göre belirgindir. Nesnelerin fiziksel yapılarında veya mekândaki konumlarında değişmeler olsa da miktar, hacim, sayı gibi özelliklerde zorunlu olarak değişim olmadığını anlarlar. Kısa ve geniş bardaktaki süt ile ince uzun bardaktaki sütün aynı miktarda olduğunu kavrar; parçalanmış çikolata ile blok hâlindeki çikolatanın aynı miktarda olabileceğini ifade edebilirler. Görünene değil, gerçeğe dayanarak tepki verirler.
Tüm dünyada çocukların somut işlemler döneminde okula başlamaları bir tesadüf değildir; çünkü bazı işlemleri zihinden yapabilecek duruma gelirler. Örneğin, “Benim beş portakalım, senin dört portakalın var; ikisini bir araya getirirsek kaç portakal eder?” sorusunu zihinsel olarak çözebilirler. Bu dönemde üst düzeyde sınıflandırma yapabilirler. Bir grubun başka bir grubun alt sınıfı olabileceğini anlarlar. Örneğin, taşıt araçlarını “otomobiller” ve “kamyonlar” gibi alt sınıflara ayırabilir; otomobilleri de yakıt türüne göre (benzin/dizel vb.) sınıflandırabilirler.
Ayrıca nesneleri uzunluk, genişlik, ağırlık vb. ölçütlere göre sıralayabilirler. Somut işlemler dönemindeki çocuklar benmerkezcilikten uzaklaşmıştır; olayları ve dünyayı başkalarının açısından da görebilirler. Ancak düşünme süreçleri, gözlenebilir gerçek olaylara yöneliktir. Somut olduğu sürece karmaşık problemleri çözebilir; soyut problemleri ise çözmekte zorlanırlar. Soyut kavramları, çevresindekileri model alarak yerinde kullanabilseler de anlamlarını açıklamakta güçlük çekebilirler.
Çocuklar bu dönemde dili etkili kullanmakla birlikte vatan, millet, ülke vb. soyut kavramları tam anlayamayabilirler. Bu nedenle soyut kavram ve deneyimler somut yollarla açıklanmalıdır. Örneğin, “Sakla samanı, gelir zamanı” gibi deyimler somut örneklerle anlatılmalıdır.
Soyut İşlemler Dönemi (11+)
Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri, yetişkinlere benzer hâle gelir; bu dönemde soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü somut yollarla sınırlı kalmaz; problemdeki değişkenler arası ilişkiler belirlenir. Çocuklar soyut kavramları anlayarak ve etkili biçimde kullanabilir. Bu dönemde çeşitli idealler, fikirler, değerler ve inançlar geliştirmeye başlar; toplumun yapısı, felsefe ve politika ile ilgilenirler.
Ergenliğin başlamasıyla vücutta olduğu gibi beyinde ve beyin fonksiyonlarında da birçok değişim gözlenir. Piaget, birçok yetişkinin soyut işlemleri tam geliştirmediğini belirtir; bunun nedeni çoğunlukla bireyin içinde yaşadığı çevrenin uyarıcı niteliğidir. Bireyin soyut işlemleri yapabilmesi için bu tür düşünme tarzını gerektiren karmaşık problemlerle karşılaşması gerekir.
Öğretim, ergenin bilimsel yöntemi kullanmasını sağlayacak biçimde tasarlanmalıdır. Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok yönünü görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayrıca, dil gelişimi bakımından atasözlerini ve deyimleri anlamada artık sorun yaşamazlar; yazılı dili de bir yetişkin kadar etkili kullanabilirler. İlköğretimin 6, 7 ve 8. sınıflarında ve lisede, ergenlerin analiz, karşılaştırma, soyut ilişkileri bulma, özgün ürün ortaya koyma ve eleştirel düşünme gibi özelliklerini geliştirici etkinliklere yer verilmesi gereklidir.
Ergenlerde gözlenen önemli bir diğer zihinsel gelişim özelliği de hipotetik koşullara göre düşünebilmeleridir. Örneğin, okulda münazara yapılırken, benimsemediği bir fikri savunma görevi verildiğinde, tartışmanın gereği olarak o konuda gerekçeler üretip savunabilir.
Sonuç ve Eğitim İçin İpuçları
Piaget’in bilişsel gelişim dönemleri, çocuğun hangi dönemde nasıl düşündüğü ve akıl yürüttüğü hakkında bize yol gösterir. Bunları bilmek, çocuğa hangi dönemde neyin öğretilebileceğine ilişkin önemli ipuçları sunar. İşlem öncesi dönemdeki bir çocuğa, yoğun akıl yürütme ve bağlantı kurma gerektiren konuları öğretmek güçtür; çünkü yorumlama ve çıkarım yapma becerileri daha çok somut işlemler döneminde gelişir. Yine, somut dönemdeki bir çocuğa “x” ve “y” gibi sembollerle matematik anlatmak zorlayıcı olabilir; zira soyut kavram ve sembollerle işlem yapma konusunda zorlanırlar. Soyut konuları tam olarak anlaması genellikle 12 yaş sonrasını bulur.
Anne-babalara düşen görev, çocuklarının zihinsel gelişiminin hangi dönemde nasıl seyrettiğini bilmek ve buna uygun alıştırmalarla zihinsel süreci desteklemektir.
KAYNAKÇA
- 1
Çocuk Gelişim Psikoloji – Denise Boyd, Helen Bee – Kaknüs Yayınları – 2009
